29 Aralık 2012 Cumartesi

İMF’NİN MERKEZ BANKASINA YÖNELİK ELEŞTİRİLERİ FAZLA CİDDİYE ALINACAK DÜZEYDE DEĞİL


İMF’nin son yayınlanan 4. madde konsültasyon raporunda TCMB politikaları ile ilgili oldukça eleştirel bir yaklaşım benimsenmiş. Ancak, bu eleştirilerin çok da sağlam bir dayanağı yok:
1-      Enflasyon yüksek kalmaya devam ediyor. – İMF’nin klasik bir enflasyon takıntısı. Halbuki bizde son 9 senedir görülen hafif yüksek enflasyonun büyümeye negatif bir etkisi olmak bir kenara pozitif etkisi olduğuna dair pek çok çalışma var (İlk aklıma gelenler Robert Barro (Review of Federal Reserve Bank of St. Louis, 1996), bir İMF ekonomisti olan Michael Sarel (İMF staff papers, 1996) ve Michael Bruno (Finance and Development, 1995). Şimdi bazıları enflasyon TL'yi değerlendiriyor diyebilir. Evet, uzun vadede enflasyon TL'de bir düzeltmeyi mecbur kılıyor. Ancak devaluasyonun pass-through oranı sadece%20. Öte yandan enflasyonu fazla sıkınca, büyüme oranı aşırı düşüyor. 
2-      Temmuz ayından beri gerçekleştirilen parasal gevşeme prematür olabilir. –Valla, MB onu da yapmasa, şu an pek güzel bir resesyonun içinde olacağımız kesindi. Ayrıca İMF MB’nın toplam fonlamasına bakarsa, nette bir parasal genişleme olmadığını da görürdü. (Bir zahmet Başçı’nın son sunumunun 20. sayfasındaki grafiğe baksınlar.)
3-      MB zor bir küresel konjonktürde, fiyat istikrarını ve finansal istikrarı hedefliyor. –Neredeyse tüm dünyadaki merkez bankaları mandate’lerini bu yönde değiştirirken ve sıfıra yaklaşan faizler ve anormal parasal genişleme politikaları nedeniyle bizim gibi ülkelere aşırı para girişleri söz konusu iken bizim MB’nın böyle bir yaklaşımı benimsemesinden daha doğal ne olabilir ki? (Zaten İMF de 27. paragrafta MB’nın yaklaşımını pek güzel özetlemiş bulunuyor!)
4-      TCMB iletişim politikasını kuvvetlendirmeli! Meali: Biz biraz mankafa olduğumuz için ne yapıldığını anlayamıyoruz, lütfen yardım edin!
5-      MB faiz koridoru esprisini bırakıp, yeniden haftalık repo oranını tek faiz aracı olarak kullansın, ve bunun faizini de reel faiz düzeyine (herhalde %7 falan kastediliyor) çıkarsın, olası sıcak para girişlerini de sterilize döviz alımlarıyla dengelesin. –Hımm, şimdi bu nokta üzerine uzun bir yazı döşenebilir, ancak kısa bir cevap şu şekilde olabilir: Eğer MB enflasyonla birlikte kur düzeyini de hedefliyorsa (ki hedefliyor), daha esnek bir para politikası yürütmek zorunda. Şu anki çerçeve böyle bir esnek politika için çok daha uygun.
6-      Karmaşık araçlar para politikasının aktarma mekanizmasının iyi çalışmamasına neden oluyor. –İMF bu duruma örnek olarak mevduat ve kredi faizlerinin hızlı bir şekilde adjust edememesini göstermiş. Evet, 2011 öncesinde piyasa faizlerinin politika faizine daha hızlı adjust ettiği söylenebilir. Ancak, o dönemde politika faizinin çok yüksek düzeylerden hızlı bir şekilde düşürüldüğünün (sadece 1 senede 16.75’ten 6.50’ye) ve de sonrasında kredi hacminin de çok hızlı bir biçimde arttığını (%40’lara kadar), son dönemde ise MB’nın makro-ihtiyari tedbirleri de devreye sokarak bilinçli bir şekilde böyle bir gelişmeyi önlediğini de unutmayalım. Ayrıca, TGA’larda görülen artışların da kredi faizlerindeki düşüşü yavaşlattığını unutmayalım. Ve de, biraz sabır lütfen: Para politikalarının etkisi genelde 6-9 ay içinde görülür.  

2 yorum:

Emre Deliveli dedi ki...

Yarinki HDN yazim benzer konuda, o yuzden yarin tekrar yorum yazacagim ama blogunuzu begenerek okuyan biri olarak cok kucuk bir tavsiyem var: Bir gunde birkac yazi yerine hergun veya her 2 gunde bir yazi daha ilgi cekebilir diye dusunuyorum. Ama bu sadece benim dusuncem tabii....

KOMET dedi ki...

Yazı aralığı konusunda tamamen haklısınız ama vakit yaratmak kolay olmuyor. Vakti bulunca da konuları peş peşe yazmayı tercih ediyorum.