17 Aralık 2012 Pazartesi

TEKNİK BİR NOT: BELİRSİZLİĞİN AZALTILMASI EKONOMİK AKTİVİTEYİ ARTIRACAK


Ekonomi literatüründe belirsizlik artışının ekonomik aktivitede ciddi bir daralma meydana getirdiği üzerine çeşitli çalışmalar yer almakta. (Örneğin son dönemde ABD’de Temsilciler Meclisi’nde iki parti arasında hararetli tartışmalara neden olan “fiscal cliff” (mali uçurum) sorununun sürüncemede kalmasının ekonomideki belirsizliği artırdığı ve dolayısıyla ekonomik aktivitede de bir yavaşlamaya yol açma riski yarattığı yönünde kuvvetli savlar ortaya konmakta.)

Bir veri ile ilgili tahmin aralığının artması o veriyle ilgili belirsizliğin artması anlamına gelir. Örneğin dolar kurunun 3 ay sonra alacağı değer konusunda yapılan bir ankete katılanlar geçen ay 1.70-1.80 aralığında tahminde bulunuyor, bu ay ise 1.50-2.00 aralığında tahminde bulunuyorlarsa, tahminlerin ortalaması aynı olsa bile, belirsizliğin artmış olduğu söylenebilir. Bu belirsizlik tahminlerin “standart sapması” (ortalamadan farklılığı) hesaplanarak sayısallaştırılabilir.

Bilindiği gibi MB enflasyon hedeflemesi politikasıyla TÜFE üzerindeki belirsizliği azaltma amacını gütmektedir. Aynı zamanda MB son dönemde kurlardaki oynaklığı azaltmak suretiyle buradaki belirsizliği de azaltmayı hedeflediğini açıkça beyan etmiş bulunmaktadır. Buradan yola çıkarak TCMB’nin ayda iki kere yayınladığı “Beklenti Anketi”nde bu iki değişkenle ilgili sorulara verilen cevapların standart sapmaları belirsizliğin önemli bir göstergesi olarak ele alınabilir.

Söz konusu ankette katılımcıların “12 Ay sonrasının yıllık TÜFE beklentisi” ve “12 ay sonrası dolar kuru beklentisi” sorularına verdikleri cevapların “standart sapmaları”nı ekonomik aktivite ile ilgili bir veri ile karşılaştırmaya (regresyon) tabi tuttuğumuzda istatistiki olarak anlamlı bir sonuç elde edebiliyorsak, belirsizliğin artmasının ekonomik aktiviteyi etkilediği sonucuna varabiliriz.

TUİK tarafından her ay yayınlanmakta olan “Sanayi Üretim Endeksi”ndeki aylık değişimler ekonomik aktiviteyi gösteren bir veri olarak ele alınabilir. Bu veriyi TÜFE ve dolar kuru ile ilgili anket verileriyle bir regresyona tabi tuttuğumuzda çıkan sonuç TÜFE ve dolar kuru beklentilerinin standart sapmalarının 3 ay sonraki sanayi üretimi değişikliğiyle çok yüksek bir istatistiki ilişkisi olduğunu göstermekte. (%99.9 güven aralığı) Bekleneceği gibi bulunan ilişkinin katsayıları negatif, yani bu 2 veriyle ilgili belirsizlik arttıkça (azaldıkça) sanayi üretimi de düşmekte (artmakta).


Regression Statistics
Multiple R 0.65
R Square 0.42
Adjusted R Square 0.40
Standard Error 0.08
Observations 66.00
ANOVA
  df SS MS F
Regression 2.00 0.30 0.15 22.45
Residual 63.00 0.42 0.01
Total 65.00 0.71    
  Coefficients SE t Stat P-value
Intercept 0.55 0.08 7.05 0.00
TÜFE -0.26 0.05 -5.17 0.00
Dolar kuru -3.16 0.64 -4.97 0.00


Sonuç olarak piyasanın TÜFE ve dolar kuru ile ilgili beklentilerinin ortak bir noktaya çekilmesinin (ie. beklentilerin standart sapmasının azalmasının) ekonomik aktiviteye olumlu etki yaptığı görülüyor. Standart sapmaların tarihsel gelişimine bakarsak, 2007 yılında enflasyon hedeflemesine geçilmiş olmasına karşın, TÜFE beklentileri ile ilgili standart sapmanın bu süre zarfında bir türlü kalıcı bir şekilde azaltılamamış olduğunu görüyoruz. (Ancak son ayda belirgin bir azalma olduğu da görülmekte.) Öte yandan, kur beklentilerinde ise sene başından beri bir daralma olduğu gözüküyor. Neticede MB’nın doğru yolda olduğunu söyleyebiliriz.
 

Hiç yorum yok: